Kısaca
Eşin aldatması iki yolla boşanma sebebi yapılabilir: cinsel birleşmenin ispatlanabildiği durumlarda özel sebep olan zinaya (TMK m. 161), diğer sadakatsizlik hallerinde ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (TMK m. 166) dayanılır. Zina sebebinde dava, öğrenmeden itibaren altı ay ve her halde beş yıl içinde açılmalıdır; affeden eşin dava hakkı yoktur. Aldatılan eş, boşanmayla birlikte maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Zina mı, evlilik birliğinin sarsılması mı
Zina, evli bir kişinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesidir ve kanunda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Zina ispatlandığında hakim ayrıca evliliğin çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmaz; kusur doğrudan zina eden eştedir.
Cinsel ilişkinin ispatı çoğu zaman güçtür. Mesajlaşma, duygusal yakınlık, başka biriyle sık görüşme gibi durumlar ise sadakat yükümlülüğünün (TMK m. 185) ihlali sayılır ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan davada ağır kusur olarak değerlendirilir. Uygulamada iki sebep çoğunlukla aynı dilekçede birlikte ileri sürülür.
Süreler ve af
- Zina sebebiyle dava hakkı, aldatılan eşin zinayı öğrenmesinden itibaren altı ay ve her halde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
- Zinayı affeden eşin bu sebeple dava hakkı yoktur. Af açıkça söylenebileceği gibi, öğrendikten sonra evliliği olağan şekilde sürdürmek gibi davranışlardan da çıkarılabilir.
- Altı aylık süre geçmişse aynı olaylar, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan davada kusur olarak ileri sürülebilir.
Deliller: mesaj, fotoğraf ve tanık
Boşanma davasında her türlü delile dayanılabilir. Aldatma iddialarında sık kullanılan deliller:
- Mesaj, e-posta ve sosyal medya yazışmaları
- Fotoğraf ve video kayıtları
- Otel, seyahat ve kredi kartı kayıtları
- Olaylara tanık olan kişilerin beyanları
- Eşin kendi ikrarı (yazılı veya sözlü kabul)
Delilin nasıl elde edildiği en az içeriği kadar önemlidir. Ortak kullanılan bir cihazda ya da eşin kendi paylaşımıyla görülen içerikler Yargıtay uygulamasında genellikle delil olarak değerlendirilmektedir. Buna karşılık eşin telefonuna şifre kırarak girmek, casus yazılım yüklemek veya gizli ses kaydı almak gibi yollar hem delilin hükme esas alınmamasına hem de özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezai sorumluluğa yol açabilir.
Maddi ve manevi tazminat
Aldatılan eş, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelendiyse maddi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğradıysa manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Tazminatın miktarı; kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik durumu ve olayın niteliğine göre hakim tarafından belirlenir.
Evlilik dışı ilişkiye giren üçüncü kişiye karşı açılan manevi tazminat talepleri, Yargıtay'ın güncel uygulamasında kural olarak kabul görmemektedir. Tazminat talebi eşe yöneltilir.
Aldatmanın velayet ve nafakaya etkisi
Aldatma, eşler arasındaki kusur değerlendirmesini etkiler; ancak velayet kararında belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır. Aldatan eşin velayeti alamayacağına dair bir kural yoktur. Yoksulluk nafakasında ise nafaka isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması şarttır; aldatan eşin yoksulluk nafakası talebi bu nedenle çoğu zaman reddedilir.
Sık sorulan sorular
Kanunda sabit bir tutar yoktur. Manevi tazminat; kusurun ağırlığı, olayın niteliği ve tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre hakim tarafından hakkaniyete uygun biçimde belirlenir (TMK m. 174). Aldatmanın ispat edildiği delillerin gücü, kusur tespitini ve dolayısıyla tazminatı doğrudan etkiler.
Olabilir. Ekran görüntüleri ve yazışmalar diğer delillerle birlikte değerlendirilir; itiraz halinde bilirkişi incelemesi yapılabilir. Mesajların hukuka uygun yolla elde edilmiş olması gerekir.
Zina sebebiyle açılacak davada altı aylık süre geçmiş olabilir. Ancak aynı olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan davada kusur olarak ileri sürülebilir; bu yol açıktır.
Kişinin özel hayatını gizlice takip etmek ve kayıt altına almak cezai sorumluluk doğurabilir, elde edilen bilgiler de delil olarak kullanılamayabilir. Bu yola başvurmadan önce hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.
Açabilir; ancak kusuru daha ağır olan eşin açtığı davaya diğer eş itiraz edebilir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya yine karar verilebilir.

Bu sayfa, Eskişehir'de boşanma davalarına bakan Av. Tunahan Gök tarafından Türk Medeni Kanunu ve güncel Yargıtay uygulaması esas alınarak hazırlandı. Av. Tunahan Gök, Eskişehir Barosu'na kayıtlıdır; Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Hakkında
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; her dosyanın koşulları farklıdır ve somut durum için hukuki değerlendirme gerekir.